3/06/2008

Röne Park






















Yeşilköy'e Ulaşım

İETT otobüsleriyle ulaşmak için;

[81] - "Eminönü-Yeşilköy" (Ortalama; 15-20 dakikada bir kalkar. Tamamıyla sahilden -Kennedy Caddesi'nden- gider).

[72T] - "Taksim-Yeşilköy" (Ortalama; 15-20 dakikada bir kalkar. Taksim'den Aksaray-Topkapı-Bakırköy yoluyla Yeşilköy'e gider).

[E-51] - "Taksim-Yeşilköy" (Günde karşılıklı 6'şar seferi olup, sadece pik saatlerde hizmet verir. Taksim'den kalktıktan sonra Yenikapı'ya gelip, oradan Sahilyolu'na -Kennedy Caddesi'ne- girerek yoluna devam eder. E-Otobüs'tür).

Ayrıca [Sirkeci-Halkalı] arasında çalışan Banliyö Treni hattıyla, ortalama; 15-20 dakikada bir kalkan seferlerle Yeşilköy'e ulaşmak mümkündür. Günboyu (18 saat boyunca) seferler mevcuttur. "Yeşilköy-Ataköy-Bakırköy" arasında çalışan minibüslerle de lokal seyahat yapmak mümkündür.

Bakırköy sahilinden kalkan Deniz Otobüsleri'yle de; Bostancı, Kadıköy, Yenikapı vs. merkezlere ulaşılanabilir. Yeşilköy'ün bu konudaki en büyük eksikliklerinden birisi, direkt deniz ulaşımının olmamasıdır. İDO'nun en kısa zamanda Yeşilköy'e de Denibüs seferleri düzenlemesi mantıklı olacaktır.

Çınar Otel














































Yeşilköy Feneri

Yeşilköy (Ayastefanos) Feneri Yeşilköy'ün sembolü ve amblemi olmuştur.


Eski adı Ayastefanos Feneri olan Yeşilköy Feneri, Yeşilköy Burnu üzerinde bulunur. İstanbul’un deniz trafiğindeki emniyeti sağlamak amacıyla Abdülmecid’in isteğiyle Fransız mühendisler tarafından 1856’da taş kule şeklinde yapılan fener, İstanbul’un ilk fenerlerinden biridir. Bekçisi için bir de lojmanı bulunan fenerin yüksekliği 24 m’dir. Fener Marmara Denizi’nden İstanbul Boğazı’na giriş yapacak gemilere yol gösterir ve Yeşilköy önündeki sığlıklardan güvenle geçmelerini sağlar. 15 deniz mili mesafeden görülebilen fener 10 saniyede bir 2 gruplu ışık yayar. Görüş mesafesinin sınırlandığı sisli havalarda 30 saniyede bir sis düdüğü çalan fenerin ışık kaynağı elektrik-asetilenli çakar fenerdir. 1945, 1971 ve 1988’de onarım görmüştür.


Tarihi Resimler...


































































Yeşilköy'den Çeşitli Resimler...







































Bir semti tanımak: YEŞİLKÖY

YEŞİLKÖY

Son iki yüzyıllık tarihimiz içinde birçok önemli olaya sahne olan Yeşilköy 1930 yılında nahiye (bucak) olmuştur. Bir zamanlar müstakil belediye iken sonra İstanbul Belediyesi daha sonra da Bakırköy Belediye hudutları içine alınmıştır.

Yeşilköy İstanbul un yaklaşık 17 km batısında Marmara kıyısında Bakırköy ile Florya arasında yer alır sonradan Yeşilköy Bakırköy arasına Ataköy ve Yeşilyurt semtleri kurulmuştur.

YEŞİLKÖY hakkında da pek çok İstanbul semtinde olduğu gibi etraflıca bir araştırma yapılmamıştır. Son iki yüzyıllık tarihimiz içinde birçok önemli olaya sahne olan bu şirin banliyö şehrimizi tarihsel gelişimi içinde kısaca tanımaya çalışalım.

XIX. yüzyıl başlarına kadar bir balıkçı köyü özelliklerini taşıyan Yeşilköy, yüzyıl ortalarından itibaren gerek deniz, gerekse tren yolunun buradan geçmesi ile önem kazanmış ve İstanbul'un önde gelen sayfiyelerinden biri durumuna gelmiştir. Son 30-35 yıl içinde ise hızlı bir yapılaşma sonunda belli başlı yerleşim merkezlerinden biri olmuştur.

ADI ve TARİHİ:

Yeşilköy 1924 yılına kadar Ayastafanos (St.Stefano St.Etienne ) adını taşımıştır.1924 yılında uzun yıllar burada oturmuş ünlü yazarımız HALİT ZİYA UŞAKLIGİL ‘in teklifi üzerine YEŞİLKÖY olarak adı değişmiştir.

Eski adını bir Hıristiyan azizinden ve onun adına Yeşilköy de yapılmış ancak bu güne kadar gelememiş eski bir kiliseden almaktadır. Yeşilköy e eski adını veren bu aziz Yeşilköy ile ilgili hikayesi dilden dile aktarılan ve çok değişik anlatımları olan bir söylence niteliğindedir. Tarihi kaynaklarda Aziz Stephanus olarak geçen bu aziz Hıristiyanların ilk din kurbanlarından ve diyakoslarından birisidir. Gamaiel ‘in çömezi olup Hemsinden sonra din değiştirmiştir. Yahudiler tarafından Musa ya küfür etmekle suçlanmış Kudüs din mahkemesine çıkarılarak suçlu bulunmuş ve M.S. 33 te taşlanarak öldürülmüştür. Bu olaydan uzun bir zaman sonra bu azizin mezarı Filistin de yapılan bir araştırma sonunda bulunur. Mezarda bulunan kemikleri o zamanki Bizans İmparatoru tarafından İstanbul ‘a getirilir. Ancak haberi alan Papa bu kemiklerin Vatikan a getirilmesini isteyince kemikler bir gemi ile İstanbul’dan Vatikan a doğru yola çıkarılır. İstanbul limanından ayrılan gemi bugünkü YEŞİLKÖY burnu önlerine gelince büyük bir fırtınaya tutulur ve yoluna devam edemeyerek fırtınanın dinmesi için YEŞİLKÖY sahillerine yanaşır. Aziz in kemiklerini götüren heyet şiddetli fırtınanın devam etmesi üzerine karaya çıkmak zorunda kalırlar. Azizin kemiklerini taşıyan lâhdi de bugünkü Rum Kilisesinin bulunduğu yerde kurdukları söylenen bir çadırın içine koyarak fırtınanın dinmesini beklerler. Fırtına 10-12 gün sürer. Fırtınanın dinmesinden sonra heyet buradan ayrılarak yollarına devam ederler. Daha sonra fırtına süresince kemiklerin saklandığı yere bu olayın anısına azizin anısını taşıyan birde Manastır yapılır. Köyde zamanla gelişir ve AYASTAFANOS adıyla anılmaya başlar. Azizin kemiklerini götüren heyet köyde kaldıkları sürece etrafta bulunan çobanlar tarafından etle beslendiklerinden Ortodoks’larda kurban kesme adeti olmadığı halde bu olaya hürmeten her yıl belirli günlerde Yeşilköy ‘ de deniz kıyısında bu olayın anısına kurban kesilmektedir.

Evliya Çelebiye göre Arapların İstanbul’u almak için yaptıkları büyük seferlerin üçüncüsünde İstanbul u alamayıp dönerlerken Yeşilköy’ü de tahrip etmişlerdir. IV Haçlı Seferleri sırasında da Latin orduları İstanbul u almadan önce 23 Haziran 1203 tarihinde karargahlarını Yeşilköy civarında kurmuşlar. Donanmalarını da Yeşilköy açıklarında demirlemiştir. Latin ordularının başkanı DANDALO (Ayasofya da gömülüdür) buradaki kilisede ‘’Te Deum ‘’ ayini düzenlemiştir. YEŞİLÖY İstanbul’un Fethinden önce Türk topraklarına katılmıştır. Fatih in emri üzerine Dayı Karaca Bey komutasındaki güçler Bizans ın Trakya da ki pek çok merkezi ile birlikte 1453 Şubatında Yeşilköy’ü de alırlar. Osmanlı kaynaklarında Yeşilköy den en geniş bahseden Evliya Çelebi dir. Bir deniz yolculuğundan sonra Ayastafanos kasabasına geldiklerinden bahseder ve şöyle der; Ayastafanos kasabası: Madyan oğlu Yorgo (İstanbul un efsanevi kurucusu )İstanbul u yaptığı zaman oğlu Ayastafan dahi bu şehri yaptığı için ondan bozma olarak buraya Ayastafanos derler. Deniz kıyısında Bostancıbaşı hükmünde bir subaşılıktır. Bir yasakçı kolluğu vardır. Eyüp mollasının nahiyesi hükmündedir. Şimdi 500 memur evli bir RUM kasabasıdır. Bir zaviyesi bir küçük çarşısı iki kilisesi vardır. Havası çok güzeldir bütün arkadaşlar gemiden çıkarak burada misafir olduk. Sabahleyin yaya olarak kıyıdan kuzey tarafına giderek üç saatte İskender Çelebi Bahçesine ( şimdiki C Moteller ) vardık.

Yeşilköy de XVIII. Yüzyıldan kalma birkaç yapı bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi İstasyon caddesi sonunda itfaiyenin (şimdiki İGDAŞ Binası) karşısında uzun süre karakol olarak kullanılmış üstü ahşap altı kagir bina (şimdi ortalarda yok yıkılmış) bu devre ait tarih taşıması açısından da ilginçtir. Kapının üstündeki tarih Hicri 1170 yılını göstermekteydi . buna göre bu yapının 1752 ler de yapıldığını kabul edebiliriz.

Birçok ünlü yazar ve şairlerde Yeşilköy ‘ün bir sayfiye yeri olmasından burada pek çok köşkün bulunduğundan , şirin evleriyle güzel bir sahil kasabası olduğundan bahsetmektedirler. Sultan II Mahmut ve daha sonra Sultan Abdülmecit de padişahlığı zamanında yanında oğulları Abdülhamit ve Reşat Efendiler kızı Fatma Sultan olduğu halde bir çok kez dinlenmek ve İmparatorluk tesislerini gezmek amacı ile Yeşilköy ‘e gelmişlerdir. Buraya gediklerinde Barutcubaşı ünlü Konağında kalmışlardır.1877 –78 Rus savaşı sonrası buraya Rusların gelmesi üzerine dünya basınındaki çeşitli yayınlarda yer alan pek çok resminden yakından tanıdığımız bu muhteşem konak 1950 lere kadar büyük bir bölümü ile ayakta iken yıktırılmış konağa bağlı sağlam kalan yegâne bölüm ise 1976 yılının son aylarında yanmıştır. Sultan Abdülmecit 1842 yılında Yeşilköy de bugün Bezm-i Alem Cami olan yerin köşesinde eskiden Barutcubaşı nın konağının yanında yer alan üstü namazgâhlı mermerden güzel bir çeşme yaptırmıştır. Kesme taştan imal edilmiş yüzü mermer plakalarla kaplanmıştır. Hattat Mehmet Vuslati tarafından talik yazı ile yazılmış altışar mısralık altı satırdan oluşan güzel bir kitabesi vardır. On yedi beyitten oluşan kitabenin son beytinde şunlar yazılıdır ; ‘’ Padişah bu çeşmeyi ab-ı hayat olarak yaptı. Sen hemen iç ve Abdülmecit Han ‘a dua et ‘’

Yeşilköy tarihi açısından önem taşıyan ve daha önce iki defa yapıldığı halde yanarak harap olan Rum Kilisesi 1845 yılında Barutcubaşı zade Boğos Bey tarafından yeniden kağir bir yapı olarak yaptırıldı. Aldığı bu son şekil ile günümüze gelen yapıda camlı iki kapıyla nartekse daha sonra demir bir kapıyla ana mekana geçilmektedir. Bu kapının üzerinde kilisenin Barutcubaşı zade tarafından yapılmasına ait bir kitabe yer almaktadır.

Türkiye de açılan ilk Ziraat Okulu da Yeşilköy civarında Ayamama deresi kıyısında uzanan verimli arazide 1847 yılında kurulmuştur. Okul açıldıktan 4 yıl sonra gerekli verim alınamadığı ve öğrenciler arasında çıkan olaylar nedeni ile kapatılmıştır.

19 Ekim 1848 tarihli bazı gazeteler bu tarihlerde Yeşilköy e bir tersanenin olduğu ve bu tarihlerde demirden buharlı bir geminin Sultan Abdülmecit tarafından denize indirileceğini 29 Şubat 1852 tarihli gazeteler ise Yeşilköy de ilk deniz seferlerinin yapılacağını 29 Aralık 1856 yılında ise Yeşilköy burnundaki fener ile ilgili haberler yazılmaktadır. Buna göre 5 Ocak 1957 tarihinden itibaren iki dakikada bir birbirini takip ederek aydınlatacağını yazmaktaydı. 1868 yılındaki gazete haberlerinde İstanbul Edirne demir yolunun bağlantılı olarak çekmece demir yolunun açılış töreninin yapılacağını 18 eylül 1868 tarihli gazetede ise Demiryolu yapımı için bazı istimlakların yapıldığı Yeşilköy de halkın şikayetlerine yol açtığı yazılmaktadır 1870 yılında Yeşilköy demiryolunun diğer eksiklikleri tamamlanır Yeşilköy ‘e taştan bir istasyon binası inşa edilir.

Yeşilköy için 28 Eylül 1882 tarihinde yayınlanan gazete ilanlarında ise ünlü suluboya ressamı Kont Amadeo Preziosi öldüğü ve Yeşilköy de gömüldüğü yazmaktadır. Preziosi den başka diğer bir ünlü İtalyan ressam ve mimar olan Pietro Bello da Yeşilköy mezarlığında gömülü olduğu tespit edilmiştir

RUSLAR YEŞİLKÖY'de

Yeşilköy tarihinde yer alan en önemli olay ise Osmanlı tarihinde ‘’Ayastafanos Muaedesi ‘’ olarak anılan antlaşmanın 3 Mart 1878 de burada imzalanmış olmasıdır. Tarihte ‘’Doksan üç Harbi ‘’ olarak bilinen 1877-78 Türk-Rus savaşı sonunda bugünkü Yeşilköy de Osmanlı ve Rus elçileri arasında imzalanan bu andlaşma Osmanlı Devleti için çok ağır hükümler içermekteydi.

1877 –78 harbinde ölen Rus askerleri çeşitli ve dağınık yerlerde gömülüydüler. Daha sonra bu kemikler toplanarak San Stefano (Yeşilköy) gömülmesi ve anıt yapılması kararlaştırıldı. Yeşilköy civarında Florya yakınlarındaki Şenlik köyde Barutcubaşılara ait olan arazinin bir bölümü satın alınarak yarısı anıt yarısı kilise yapılmaya başlanır 1894-95-96-97 yapımı sürdürülen bu yapının ilk katında savaşta ölen Rus askerlerinin kemikleri saklanmıştır. Daha sonra bu bina komple yıkılarak yok edilmiştir.


YEŞİLKÖY SINIRI

Havaalanı Sınırı ile E-5 Karayolu sınırından başlayarak E-5 Karayolunun doğu istikametten takiben Ayamama Deresini kestiği noktada son bulan hat. Ayamama deresini Güneydoğu istikamette takiben RAUF ORBAY ceddesi ile kesisştiği noktada son bulan hat RAUF ORBAY caddesi batı istikamette takiben ve Yeşilyurt İstasyon caddesini takiben Fener Caddesi kavşağında son bulan hat Yeşilköy Fener caddesi güney istikamette takiben Marmara Denizinde son bulan hat. Güneyde Marmara Denizini takiben Belediye Dinlenme tesislerini Yeşilköy de kalmak suretiyle krokide gösterildiği üzere Yeşilköy caddesi çıkar. Yeşilköy caddesi Kuzey istikamette takiben Florya caddesi ile kesiştiği noktaya çekilen hat . Buradan Havaalanı sınırını takiben E-5 karayolu çıkar.

YEŞİLKÖY-AYASTEFANOS (Aya Stefanos) isimlerinin bağlantısı:

Günümüzde artık bu adla anılmayıp “Yeşilköy” ismi verilmiş olan semtin, Bizanslılar ve geç Osmanlı dönemindeki ismi Ayastefanos olup, öldürülen ilk Hıristiyan Martyron'u (Hıristiyanlarda şehit karşılığı) olan “Ayios Stefanos”un adından gelmektedir. Bu isim Cumhuriyet’in ilânına kadar söylenegelmiş olup, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, Rus askerlerinin İstanbul’da yaklaşabildiği en son yerleşmedir. 3 Mart 1878’de “Ayastefanos Antlaşması” burada imzalanmıştır. Ruslar aynı isimle buraya “Ayastefanos Rus Anıtı” diktilerse de, savaştan sonra Türkler tarafından geri alınan bölgede, ilk önce anıt dinamitle yerle bir edilmiş ve bu yıkım anı askerler tarafından filme alınarak, Türkler’in çektiği ilk film olma özelliğini kazanmıştır. Filmi çeken subayın adı; Fuat Uzkınay idi ve maalesef filmin kopyası daha sonradan kaybolmuş ve arşivlere girememiştir.